bir martı olmak isterdim. bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp gökkuşağına dokunmak.
denize sahip olmak isterdim. körfezler, boğazlar, okyanuslar benim olsun.
yağmur, yağmaya başladığı zaman ilk önce beni selamlasın. tıklatsın camıma merhaba desin bana.
sessizce arkama yaklaşsın bir sincap. fındıklarını paylaşsın benimle. ya da palamut toplamaya gidelim onunla ormana.
aslında dünya bu kadar basit şeylerden ibarettir. boşu boşuna ne kadar çok sorumluluk yüklüyoruz sırtımıza? halbuki ne için vardır dünya? acı çekmek için mi? karnını doyurmak için mi? bi takım gereksinimler yaratıyoruz tarafımızca ve o gereksinimleri karşılayalım derken yıllar akıp gidiyor... herkes bir hırs içinde. kiminin adi komploları var. kimi ise komploya maruz kalan, ezilen.
bu hale getirildi dünya. 2 ye ayrıldı ezen ve ezilen. ne gerek var bütün bunlara ben bu kadar küçük şeylerle mutlu olmayı özlemişken. hırslarımdan arınmak; saf, temiz bir yerde yaşamak isterdim.
çok şey değil bunlar sadece özgürce yaşamayı dilerdim.
14 Kasım 2009 Cumartesi
ülker susamlı krakerin dibindeki susamlar
hayatta insana tekrarladıkça zevk, mutluluk veren şeyler vardır. mesela sık sık vesikalık çektiren insanlar var. ya da sıkıldıkça toz alan telefondaki beşbin esemesi bitirmeye çalışanlar . benim de tıpkı bunlar gibi uğraşılarım var. evet evet ben de bu tür saşmalıklar peşinde koşuyorum ve belki de en önde bayrak tutanıyım bu tip insanların. bir über alles.
itiraf ediyorum. ülker susamlı çıbık kırakerin dibindeki susamları yemek beni mest ediyor. hani kıtır kıtır çıbık kıraker biter de artık işin son kısmı gelmiştir. yani o dibindeki susamları yemezsem sanki bir işimi yarım bırakmış gibi kalırım. tıpkı kabızken kakanın yarısının içerde kalması gibi. o kıraker pakedinin ağıza dikilmesi suretiynen dünyanın en zevkli hazzına varmak gibisi yok. ülker susamlı kırakerin dibinde kalan susamlar gibisi yok. eti de kalmaz mesela o kadar çok susam. ve etinin kırakeri ülker kadar kıtır kıtır ve ince değildir evet.
ya da crax var hani sade olan. ülkerin eline su bile dökemez. bi kere kıraxın kırakerleri yanıyo ve acı oluyo yani yerken mutlu olmuyorum ve yedikten sonra su içince ağzımdaki acı tat yoğunlaşıyor ve burnumdan derin nefes verince yanık kokusunu alabiliyorum.
eğer sizin de kalite kontrol elemanına ihtiyacınız varsa seve seve gelirim test ederim onaylarım ya da onaylamam o benim bileceğim iş kardişim.
hadi bay
itiraf ediyorum. ülker susamlı çıbık kırakerin dibindeki susamları yemek beni mest ediyor. hani kıtır kıtır çıbık kıraker biter de artık işin son kısmı gelmiştir. yani o dibindeki susamları yemezsem sanki bir işimi yarım bırakmış gibi kalırım. tıpkı kabızken kakanın yarısının içerde kalması gibi. o kıraker pakedinin ağıza dikilmesi suretiynen dünyanın en zevkli hazzına varmak gibisi yok. ülker susamlı kırakerin dibinde kalan susamlar gibisi yok. eti de kalmaz mesela o kadar çok susam. ve etinin kırakeri ülker kadar kıtır kıtır ve ince değildir evet.
ya da crax var hani sade olan. ülkerin eline su bile dökemez. bi kere kıraxın kırakerleri yanıyo ve acı oluyo yani yerken mutlu olmuyorum ve yedikten sonra su içince ağzımdaki acı tat yoğunlaşıyor ve burnumdan derin nefes verince yanık kokusunu alabiliyorum.
eğer sizin de kalite kontrol elemanına ihtiyacınız varsa seve seve gelirim test ederim onaylarım ya da onaylamam o benim bileceğim iş kardişim.
hadi bay
kafadan dörtişlem
kafamdan dörtişlem yapamıyorum. dörtişlemi söylerken de aradaki ulamaya tikkat çekmek istiyorum ve dör tişlem şeklinde söylüyorum. aslında hop böyle şipşak kafadar 12yle 8 i çarpan insanlara çok imrenmişimdir.
3 Kasım 2009 Salı
unutmadan yaziim
ablamın makineden çıkmış temiz bardakları rafa sığdıramaması üzerine özkan uğur'un olduramadım şarkısından esinlenerek yaptığı yeni bestesi:
ne yaptım ne ettimse sığdıramadııııım !
ne yaptım ne ettimse sığdıramadııııım !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)