23 Nisan 2010 Cuma
...
hayat yontulmamış, kaba, sert bir taştır aslında. ayrıntıları atlamadan kayanı en iyi şekilde yontman için bir çekiç verilir sana. hatları iyi belirlemeli,heykelini en iyi şekilde tamamlamalısın. çekici her parmağına vurduğunda bir hayal kırıklığına uğrarsın. parmaklarında nasırlar çıkar bazen. ellerin yaralarla dolduğunda, heykeli bitirmeye takatin kalmadığında nasırlı ellerinle veda edersin yaşama.
1 Şubat 2010 Pazartesi
tik tak
işleyen saatin tıkırtıları beynimi yemek üzereydi. her saniye yalnızlığımı hatırlatıyordu bana. kitabıma devam ettim. saatle inatlaşıyordum. ona seni fark etmiyorum bile demeye çalışıyordum. ama filmlerdeki kötü cadıların ormanda yankılanan kahkahaları ne kadar rahatsız ediciyse bu saat beni o kadar rahatsız ediyordu.
titriyorum. hayır üşümüyorum. her şiddetli titreme yalnızlığımı hatırlatıyor bana. sayfamı çeviriyorum. geri kapanıyor. elimden kaymış. öfkemi kontrol etmeye çalışmak yapmacık durdu bende. bu sefer aynaya doğru ilerledim. yaklaştım dışımdaki tüm kusurları görebiliyordum. ya içimdeki? bir gülümseme yerleştirdim dudaklarıma. sahteyim diye bağırıyordu.
tik... tak...
sanki bir küfür işitmiş gibi hissediyorum. saate doğru hamle yaptım. küçüktü avucuma sığdı. balkona doğru hızla ilerliyordum. yıllardır çatıştığım bir düşmanımı ele geçirmiş gibi hırslıydım. bozuk kapı kolu beni biraz zorlamıştı. ama yıldırmadı. kapıyı açtım. rüzgar yüzümü yalayarak içeri girdi. yıkanmış toprak ve yeni dökülmüş keskin asfalt kokusu ciğerlerimi doldurdu. balkona çıktım. her zamankinin aksime cadde boştu. sanki herkes hıncımı almam için yolu boşaltmıştı. saat aşağı düşerken izledim. kırılışını izledim. dudaklarıma bir gülümseme yerleştirdim. galibiyetin verdiği haz dudaklarıma konmuştu. bu seferki gerçekti. kendimi gerçek bir katil gibi hissediyordum. ama pişman değildim. sadece kulağımda tek bir ses. tik-tak!
titriyorum. hayır üşümüyorum. her şiddetli titreme yalnızlığımı hatırlatıyor bana. sayfamı çeviriyorum. geri kapanıyor. elimden kaymış. öfkemi kontrol etmeye çalışmak yapmacık durdu bende. bu sefer aynaya doğru ilerledim. yaklaştım dışımdaki tüm kusurları görebiliyordum. ya içimdeki? bir gülümseme yerleştirdim dudaklarıma. sahteyim diye bağırıyordu.
tik... tak...
sanki bir küfür işitmiş gibi hissediyorum. saate doğru hamle yaptım. küçüktü avucuma sığdı. balkona doğru hızla ilerliyordum. yıllardır çatıştığım bir düşmanımı ele geçirmiş gibi hırslıydım. bozuk kapı kolu beni biraz zorlamıştı. ama yıldırmadı. kapıyı açtım. rüzgar yüzümü yalayarak içeri girdi. yıkanmış toprak ve yeni dökülmüş keskin asfalt kokusu ciğerlerimi doldurdu. balkona çıktım. her zamankinin aksime cadde boştu. sanki herkes hıncımı almam için yolu boşaltmıştı. saat aşağı düşerken izledim. kırılışını izledim. dudaklarıma bir gülümseme yerleştirdim. galibiyetin verdiği haz dudaklarıma konmuştu. bu seferki gerçekti. kendimi gerçek bir katil gibi hissediyordum. ama pişman değildim. sadece kulağımda tek bir ses. tik-tak!
11 Ocak 2010 Pazartesi
kelimeler
doğru söyleyebildiğim kelimelerin yanlış telaffuz edilmesi beni deli ediyor. aşçıya ahçı, rakama rakkam diyen insanlardan nefret ediyorum.
şimdi kelimenin yapısını inceliyicim
akıl var mantık var:
sonuçta herkesin bulmacalarda çözdüğü gibi yemek aş demektir.
e peki yemek yapan kişiye ahçı demeyi aklının neresine sığdırıyosun arkadaşım!
aş-çı bu kadar basit -çı yapım ekidir. hı-hım.
bu da insanlığa bi katkım olsun.
şimdi kelimenin yapısını inceliyicim
akıl var mantık var:
sonuçta herkesin bulmacalarda çözdüğü gibi yemek aş demektir.
e peki yemek yapan kişiye ahçı demeyi aklının neresine sığdırıyosun arkadaşım!
aş-çı bu kadar basit -çı yapım ekidir. hı-hım.
bu da insanlığa bi katkım olsun.
elidor reklamlarındaki 6 zottirik saç uzmanlarından hiç birini tanımıyorum. kimse de tanımıyo bence. aaa şu şu şu değilmiydi ya diye tepki gösteren ya da gösterebilen insanlar olabiliceğini düşünmüyorum. bilinçliymişiz gibi davranmayın bize. ben daha film artizlerinin isimlerini geç simalarını bile hatrımda tutamıyorum cerart hariç. ah o cerart yoğmu beni benden alıyür.
zaten eski tivittırımdaki tivitlerim de esrarengiz bi şekilde yoğoldu*.
şu sıralar yapmak istedğim çoğu şeyi yapabilme yetisindeyim fakat hiç birini yapasım gelmiyo. bu da bi fikir. hı-hım. neyse zaten yazamıyorm uğraşmıcam ellerim donmak üzere yazma kabiliyetimi kaybedebilirim.
zaten eski tivittırımdaki tivitlerim de esrarengiz bi şekilde yoğoldu*.
şu sıralar yapmak istedğim çoğu şeyi yapabilme yetisindeyim fakat hiç birini yapasım gelmiyo. bu da bi fikir. hı-hım. neyse zaten yazamıyorm uğraşmıcam ellerim donmak üzere yazma kabiliyetimi kaybedebilirim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)