bu benim ilk biloğum olması itibariyle bugün yazmaya başlıdım.
bi tane çokzel bişey anlatcam.
gondoldan düşüp de sonra tekrar binen bir insan evladı hakkındaki düşüncelerim epeyce karışık amma ve lakin bu konuda yazmadan edemiyiciyim açıkçası.
önce jetonlar alınır. gondola binmek için sıraya girilir ve nihayet uzun bekleyişler sonucu sıra ona gelmiştir. gondolda sıranın sana gelmesinin yadsınamaz bi havası vardır aslında. eğer o sırada uzun süreli bekleyişler geçirdiyeseniz. ki gondoldan düşmeyi başaran arkadaş da işte tam bu mutluluğu tatmaktaydı. daha fazla adrenalin yaşamak adına da gondolun en arkasına, gökyüzüne daha fazla yükselen kısma oturma isteği daha ağır bastı onda. insanlar ona hayranlık duyar '' vay be şuna bak nasıl da gondolun en arkasına bindi? cesarete de bak'' derler diye belki de. tam o sırada ismail yk'nın en havaya sokucu, en güzide parçalarıyla coşan insan evlatlarıyla dolmuştu gondol. düşen arkadaş da en fazla coşandı hani. bi ara gondol tam yükselmeye başlarken bizimki çeşitli akrobatik, havalı ve bilimum değişik hareketler yapmaya başladı, sanıyo ki herkes ona bakıyo ve hava oranı maksimuma ulaştı. ayrıca etrafa da can yakıcı bakışlar atmayı ihmal etmemekte. sonra ne olduysa artık bizim ki artistik hareketlerini devam ettirirken birden dengesini kaybetmekte ve oracıkta aşşa uçuvermekte. ama havasından hiç hişey kaybetmiyor ve tekrar hiç bişey olmamış gibi en hızınla gondola tarihte büyük bir iz bırakacak kadar efsanevi bir şekilde destansı bir atlayış yapıyor.
bu arkadaşın yaşadıkları hayatında büyük bi dönüm noktası yarattı ve bi daha asla gondolo binmedi. kalbimiz seninle gondoldan düşüp sonra tekrar binen adam. o sadece bi anlık yanılgının kurbanı oldu. gondola tekrar binerken içinde yaşadığı duygusal travmayı kimse bilemez. şimdi odasındali kuytu köşeye saklanmış annesinin kapının altından yemek göndermesini bekliyordur sanırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
zıtdırıpıt